22 Kasım 2010 Pazartesi

Rorschach

Looked at sky through smoke heavy with human fat and God was not there.
The cold, suffocating dark goes on forever and we are alone. Live our lives, lacking anything better to do. Devise reason later. Born from oblivion; bear children, hell-bound as ourselves, go into oblivion.
There is nothing else. Existence is random. Has no pattern save what we imagine after staring at it for too long. No meaning save what we choose to impose.
This rudderless world is not shaped by vague metaphysical forces. It is not God who kills the children. Not fate that butchers them or destiny that feeds them to the dogs. It’s us. Only us.
Streets stank of fire. The void breathed hard on my heart, turning its illusions to ice, shattering them. Was reborn then, free to scrawl own design on this morally blank world.



sevgili Rorschach

 insanlar hiclikten dogarlar, var oluslari anlamsizdir, sonradan kendilerine yukledikleri disinda. dogar, buyur ve kendimize var olma nedenleri tasarlariz. yok oluruz. bizden sonra bu cehennemde yasamalari icin cocuk yapariz. var olusumuz sadece bir tesaduf, uzun uzun bakarak bir anlam yuklemeye calistigimiz bir karanlik. hic bir anlami yok. tanri yok yalnizca biz variz. cocuklari olduren tanri degil, kader de degil, kismet de. sadece biziz.
sunu okudugumda oyle bir kafadaydim, oyle seyler oluyordu ki, dunya zaten yabanciydi, insanlar amerikandi, ve ben sessiz  gecelerinde bir sehrin yuruyordum, surekli surekli. gercekten tam buraya yazdigim gibi, boyle iste lan, fiyakaliydi. olabilecek en kaybeden sekilde fiyakaliydi. ama bu sadece bi surati, bi yuzu olanlarin. filmlerdeki gibi olsa, tek olurdu, olmadi. otobus duraklariyla, bir suburbin downtowna inen yollari arasinda, yada sadece china townda franz ferdinand dinleyerek, coffee shoplarda sigara icmek kadar amerikan olsa, yine iyiydi. diger yuzler baska seylerle doldu, biri normaldi, liseydi, askti, digeri buyumekti. biri delilikti, hayatimda en cok almiyle anlam kazanan, en cok onla paylastigim. bok gibi bir delilikti, sekspirlik yapip "bunu da hissettim en azindan" diyemeyecegin kadar berbat, tecavuzlu, olumlu, asfalta carpan ve felc olan bedenler gibi delilikti. buydu yani, hayat bildigin buydu. ve hayat buyken , sen ilk kez guven icinde olmayi ozluyorken aptal oluyorsun. aptal oluyorsun cunku olasiliklar gozlerinin onunden gecerken pasif kaliyorsun, her zamankinden de cok, her zamankinden de uzgun. ne gerek var oysaki. simdi biliyorum, olum hayatin en dogal hali. her gun bi milyon insan oluyor. her gun herkes olebilir. bu gun agzimi acip cihan oldu dedigimde sesim titremiyor. icim bile titremiyor (gibi). neyse iste. genc olmak, angst olmak derken, sen bunlari ustune bide Rorschach koyarsan bu oluyor. yani bu, yani sen kendini ne oldugunu bilmedigin bir yerin kapisinda, inanctan da, umuttan da, anlamdan da temizlenmis, bir kupayi biraz seker icin, kahve icin, su icin uzatmis, orada kim var, mereba diyor oluyorsun.
ve dunya o anda kapiyi acmiyor, zili duymuyor, kimse cikip gelmiyor, gelen de zaten sana yetmiyor. bir kere basladiktan sonra asla asla durmuyor.
anlatamadim lan. cidden anlatamadim. cok da dusunemedigimden aslinda, yani aktif dusunce fasli gecip gittikten sonra geriye kaliplasmis imgeler ve bilinc altina yerlesmis mesajlar, bilgiye donusmus veriler kaldigindan, kendi 'processing' (bulamadim , hatirlayamadim)  imi cok da aciklayamadim. sonucar bile eksik. neyse ya, bana ne , br gun olurda beni tanirsaniz, zaten anlarsiniz. artik sozcuklere cok da gerek yok. gerek yok. 
kullana kullana eskidi bir seyler. halbuse, sessiz sessiz, ola ola, ben anliyorum, sen de.
ask boyle bir sey olsun hayal ediyorum

1 yorum:

nur dedi ki...

the world will look up and shout 'save us' and i'll whisper 'no'.